B İ T E Z
made in bitez
Bir kez daha Kadıköylü olmaktan gurur duydum. Duymamak eldemi ? Bir yanda kendi aralarında sosyal ağlar vasıtası ile biraraya gelen insanlar, bir yanda belediyecilik görevini sadece kendi sınırları ile kısıtlı görmeyen bir başkan ve personeli. Herkez tek yürek olmuş , karınca misali çok uzaklarda kendilerinden bir haber olan insanlara yardım çabasında. Her şeyin ötesinde onlarla empati kurarak dakikaların, saniyelerin onlar için ne kadar önemli olduğunun farkındalar. Yapılan her yardım tek tek ayrıştırılarak özenle kolileniyor. Gözüne çay dökülen bir bayan yüzünü yıkayarak hemen işinin başına dönmek için çırpınıyor, bir çok gönüllü üzerindeki montu , hırkayı bile kolilere koyuyor. Gece olduğunda bir çok kişinin iş yaparken çıkardığı eşyaların dahil kolilendiği ortaya çıkıyor. Yardımı götürecek tır şöförlerinden resim çekip yardımlarının doğru adrese teslim edilmesini düşünüp, bunu sosyal ağlarda paylaşacağını söyleyenler, vandan gelen talep ve ihtiyaç listesine göre anında güncellenen bağışları toplamak için arabaları ile konvoy oluşturanları görünce insanın tüyleri diken diken oluyor.Tırlar sanki pikapmış gibi anında yükleniyor. Herkez kendini ve sorunlarını unutmuş tamamen oradaki insanlara nasıl yardımcı olabilirim diye Kadıköy belediyesinde bir araya gelmiş durumda. Sanatçısı, belediye başkanı, ögrencisi ve ev hanımları tekstil işçisi gibi çalışıyor. Kimse kimseye ne yapması gerektiğini söylemiyor, o kadar bilinçli ve istekli bir topluluk varki tam da Cumhuriyet bayramı öncesi Kadıköyden mesaj veriyorlar. Ne mutlu türküm diyene...
KİM HAYVAN???
Bir pazar sabahı sokağınızda ön ayakları sağlam arka ayakları sürünen bir kedi buluyorsunuz. Ne yaparsınız ? Ne düşünürsünüz ? İlk aklınıza gelen gece bir arabanın çarptğı olurdu herhalde, alır onu veterinere götürürdünüz benim gibi. Anatolia hastanesi evinize de yakınsa , pazar günüde açıksa tam isabetli bir adres. İsmini bile bilmediğiniz kedinin yanında onu gece boyunca yalnız bırakmayan dostunun bakışları dik dik sanki size onu nereye götürüyorsun diyor .İnsan öyle anlamlı bakamaz . Hastaneye geldiğimizde fark ediyoruzki kediciğin sağında biraz kan var. Rontgene götürüyorlar onu hemen, çıkan sonuca doktorlar bile şaşırıyor, Ona biri malesef ateş etmiş , Biri diyoruz çünkü başka sıfatlar hayvanları aşağılama olur, bu biri malesef hayvan bile olamaz. Hiç bir hayvan gereksiz canilik yapmaz. Ameliyata alınan kediden çıkarılan kurşunun resmi yukarıda. Keşke o kurşun o kediyi o anda öldürebilseydi. Omuriliği zedeleyen kurşun arka ayakları felç etmişti. Anatolia hastanesinin indirimli tedavisi altında 10 gün tedavi oldu. Daha sonra naklettiğimiz Kadıköy belediyesi geçici hayvan barınağında iki gün geçirdi. Daha fazla dayanamadı ve onu kaybettik. Lütfen unutmayın bu gün gene pazar, siz siz olun ve sokakta bu yağmurda ıslanan küçük dostlarınıza yiyecek vermeyi ihmal etmeyin. O küçük dostlara insanlığın gerçek yüzünü gösterin ve Kadıköy hayvan barınağınıda veya size yakın olan barınaklarıda sık sık ziyaret edin. Belki hayatı bir yerlerinden tutabilirsiniz.
YETERKİ BİR OYLA ... gerisi kolay
Yazmayalı çoook oldu, simit bile bu arada 1 tl oldu. Neymiş bloglardan maçlar yayınlanıyormuş filan. Bahane çok bir yasakda bloglara geldi. Bilmiyorum acaba şimdi durum ne ? Okuyanlarda artık okumuyordur herhalde. 13 haziranda hepimiz derin bir rahat nefes alırız diyorum. Bu seçimlerde en kritik kişi kim biliyormusunuz ? Sizsiniz sizzz. Daha önce oy kullanmayanlarınız, daha önce başka başka partilere oy veripte baraja takılanlar, daha önce oy veripte boş atanlarki onları hiç anlamam. Sizsiniz malesef lütfen üşenmeyin veya benim bir oyumla ne olur demeyinde oyumla oldu deyin...
ONLARLA DAHA MUTLU YILLARA...
2o11 senesine artık saatler kaldı. İnsanın kaderinin son dakikada değişmesi gibi , minik dostlarımızında kaderi son dakikalarda değişebiliyor. O dost kucaklardan , sıcak bir yuvaya yolculuğa çıkmadan son bir kez kameralara poz vererek, insanlara " buraya gelin, kadıköy ve ataşehir hayvan barınağında diğer dostlarım sizleri bekliyor." diyordu sanki. Kendisini sahiplenen bir çift kalbin ellerinde. 2010 dan 2011 e sıcak bir yuvada girmesi bizi sevindiriyor ama ya diğerleri ? Petshop lardan binlerce lira ödenerek hayvanlar acaba alınmasalardı böyle bir yüz kızartıcı ticaret ortamı olurmuydu? Hayvan barınaklarında, sokaklarda o kadar aciz, tatlı dost bizleri bekliyor ki hiç değilse sıcak bir kap yemek ve içten bir gülümseyiş . Evinizdeki eski gazeteler ve ilaçlar bu dostların en büyük ihtiyaçlarından, onları size en yakın barınağa ulaştırarak katkı yapabilirsiniz. Ben gözlerimle arabasının bagajından torba torba kuru mama indirenleri gördüm, sizlere helal olsun. Barınak konusunda yazılarıma detaylı olarak devam edeceğim, hayvansevenler tamam ama hayvansevmeyenlerde ayrı olarak önünüze gelecek.
KURBAĞLI DERE...
Kadıköyün yarayan kanası kurbağlı dere. Her yağmur yağışında acaba nasıl şimdi yollar diye düşündüğümüz Fikirtepenin içinde bir zamanlar timsahların yaşadığı deresi. Safiye erolun kadıköyünün romanında romantik kayık gezilerinin yapıldığı ve kıyısındaki gazinoları ile anlattığı kurbğlı dere aslında tarih boyunca hırçın ve zorlu idi. Basiretçi ali efendini , istanbul mektupları kitabında Köprüler yazısı ile bu sorunların daha 1870 lerde yaşandığını görüyoruz.
".... bunlardan kadıköyünde kuşdili nam mahaldeki köprü, mukaddema harap olarak seyhulislam-ı esbak merhum Ahmet muhtar efendinin teşvikiyle bazı sahib-i hayr tarafından tamir edilmiş ve herkes rahatça gelip geçmekte bulunmuş idi.
Geçenlerde derenin taşmasından , mezkur köprü geçilmez halde tekrar harap olmasıyla o civarda bulunan ahali tehlikeden mucanebet için diğer taraftan dolaşmaya mecbur olmakta ise de..... "
diyerek yazmaya devam ediyor. Sene 1870 ler . Bu gün 2010 bitiyor ve dere aynı dere, sorun aynı sorun.
".... bunlardan kadıköyünde kuşdili nam mahaldeki köprü, mukaddema harap olarak seyhulislam-ı esbak merhum Ahmet muhtar efendinin teşvikiyle bazı sahib-i hayr tarafından tamir edilmiş ve herkes rahatça gelip geçmekte bulunmuş idi.
Geçenlerde derenin taşmasından , mezkur köprü geçilmez halde tekrar harap olmasıyla o civarda bulunan ahali tehlikeden mucanebet için diğer taraftan dolaşmaya mecbur olmakta ise de..... "
diyerek yazmaya devam ediyor. Sene 1870 ler . Bu gün 2010 bitiyor ve dere aynı dere, sorun aynı sorun.
ASIL FESTİVAL YIL BOYU SÜRECEK...
Bitez mandalina festivali başlıyor. Programa bakıldığında elindeki kısıtlı bütçe ile yapılacağın en iyisini yapan insanlar görülüyor. Ancak her geçen sene kayıp bir yıl olarak tarihe not düşüyor. Aslında festivaller yörenin tanıtımı ve ürünlerinin değerlendirilmesi için büyük bir fırsat. Her zaman söylediğimiz bodrumun asıl güzel yanlarını, yani sadece deniz ve güneş mantığını bozmanında bir yolu. Aslında bu festival aylarca sürüyor, ağaçlarda asılı o mandalinalar bahçelerde bir renk ve parfüm festivali sunuyorlar. Bu festival sırasında bitezdeki ve bodrumdaki otellerin ful dolması lazım, ama öyle mi ? Bu festival sırasında o mis kokulu , bol sulu bodrum mandalinasının yurt dışından gelen konuklara tanıtılması lazım ama öyle mi ? Yinede iyi niyetli, temiz ruhlu bu insaları tebrik ediyorum, mesela sayın Ergin Ocaklı . Bitezi tüm kalbiyle seven ve birikimini bu yöredeki gençlere ve insanlara aktaran bir sanatçı. Bana göre bahçelerinde her türlü zorluğa ragmen o mis gibi mandalinaları üreten bahçe sanatçılarıda tebrik edilmeli. Mandalinanın hikayesini o insanlardan dinlemek büyük ayrıcalık. Sanıyor ve umuyorum seneye bitezdeki festival sırasında bodrum havalimanına ek seferler konacak ve tüm basın bu etkinliği haber proğramlarına taşıyacak. Formül basit bir koyup beş alacaksın. Ben ne yapıp edip o bahçeler asıl değerlerine ulaşmadan ufak bir bahçe alacağım. Kendi festivalimi yıl boyu kutlayıp mandalinalarla konusacağım. İşte festivalin proğramı:
1. GÜN 17 ARALIK CUMA
. Açılış Kokteyli ve Sergi
"Bitez deki Anıtsal ağaçlar" konulu TEMA vakfının düzenlediği fotoğraf sergisi
Saat : 18:00
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
. Konser
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Senfoni Orkestrası
Saat : 20:00
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
2. GÜN 18 ARALIK CUMARTESİ
. Mandalina Tanıtımı ( Yer : Eski Pazar Yeri Saat : 11.00)
. Sunum : Yörenin Turustik Önemi - Mehmet ÇUHADAR (Yer: Arap Çavuş Kahvesi Saat : 13:00
. Perküsyon (Vurmalı Çalgılar) Konseri ( Yer: Arap Çavuş Kahvesi Saat: 15:00)
. Eski Pazar Yerinde Gün Boyu Yapılacak Etkinlikler
Ressamlar Sokağı
Kitap Fuarı
Yöresel Yemekler
Halk Oyunları
Satış Standları
3. GÜN 19 ARALIK PAZAR
. Eski Pazar Yerinde Gün Boyu Yapılacak Etkinlikler (Saat : 11:00'de başlar)
Ressamlar Sokağı
Kitap Fuarı
Yöresel Yemekler
Halk Oyunları
Satış Standları
En İyi Mandalina Yarışması
. Mandalina Üretim Paneli ( Yer: Arap Çavuş Kahvesi Saat : 11:00)
. Küresel Isınma, İklim Değişikliği ve Enerji Politikaları (Yer : Arap Çavuş Kahvesi Saat: 14.00)
Konuşmacılar : TEMA Vakfı
. Ödül Töreni ( Yer: Eski Pazar Yeri Saat:15:00)
. Tiyatro Oyunu : "Büyüyünce ne olacaksın?"
Yöneten : Ergin OCAKLI
Saat: 15:00 ( Öğrenciler için gösterim)
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
. Tiyatro Oyunu : "Büyüyünce ne olacaksın?"
Yöneten : Ergin OCAKLI
Saat : 20:00 ( Büyükler için gösterim)
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
1. GÜN 17 ARALIK CUMA
. Açılış Kokteyli ve Sergi
"Bitez deki Anıtsal ağaçlar" konulu TEMA vakfının düzenlediği fotoğraf sergisi
Saat : 18:00
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
. Konser
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Senfoni Orkestrası
Saat : 20:00
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
2. GÜN 18 ARALIK CUMARTESİ
. Mandalina Tanıtımı ( Yer : Eski Pazar Yeri Saat : 11.00)
. Sunum : Yörenin Turustik Önemi - Mehmet ÇUHADAR (Yer: Arap Çavuş Kahvesi Saat : 13:00
. Perküsyon (Vurmalı Çalgılar) Konseri ( Yer: Arap Çavuş Kahvesi Saat: 15:00)
. Eski Pazar Yerinde Gün Boyu Yapılacak Etkinlikler
Ressamlar Sokağı
Kitap Fuarı
Yöresel Yemekler
Halk Oyunları
Satış Standları
3. GÜN 19 ARALIK PAZAR
. Eski Pazar Yerinde Gün Boyu Yapılacak Etkinlikler (Saat : 11:00'de başlar)
Ressamlar Sokağı
Kitap Fuarı
Yöresel Yemekler
Halk Oyunları
Satış Standları
En İyi Mandalina Yarışması
. Mandalina Üretim Paneli ( Yer: Arap Çavuş Kahvesi Saat : 11:00)
. Küresel Isınma, İklim Değişikliği ve Enerji Politikaları (Yer : Arap Çavuş Kahvesi Saat: 14.00)
Konuşmacılar : TEMA Vakfı
. Ödül Töreni ( Yer: Eski Pazar Yeri Saat:15:00)
. Tiyatro Oyunu : "Büyüyünce ne olacaksın?"
Yöneten : Ergin OCAKLI
Saat: 15:00 ( Öğrenciler için gösterim)
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
. Tiyatro Oyunu : "Büyüyünce ne olacaksın?"
Yöneten : Ergin OCAKLI
Saat : 20:00 ( Büyükler için gösterim)
Yer : Marmara Koleji Halikarnassos Kültür Merkezi
BÖYLEMİ OLMALIYDI...
Neredeyse hafta oldu. Yandı ve kendinden konuşturdu , unutuluyor yine . Elimizde kalan bir kaç değerden biri değilmi Haydarpaşa garı ? Ne çabuk unutuyoruz daha önceki değerleri , mesela Caddebostan iskelesini. Ne kadar panoramik ve keyifmiş Caddebostana vapurla gelmek, o günleri yaşamayan bilmez ve ilgilenmez, kim kaldı eski Kadıköyden geriye ? Koca koca binalar yapılıyor , her şey hatta sokaklar yenileniyor ama Caddebostan ve Suadiye iskeleleri ne oldu ? Neredeler ? Sahile dolgu fikrimi yıktı, yoksa tarihi sevmeyen zihniyetmi ? Caddebostan sahilinde cafe açılmış yeni, denize 30 metre , kıyı dolgu alanı falan dinleyen kim. Deniz kenarında denize göremeyen bir millet varsa oda biziz herhalde, zaten oldum olası sevemedik denizi İstanbulu bile karadan fethetmedik mi ? Caddebostan muhtarı Selçuk Kutlu soruyordu geçenlerde Kimin o cafe diye ? Ne cafesi dedim, nerede ? Migrosun arkasındaymış , görmek bile istemiyorum. Ben iskelemi geri istiyorum, ıvır zıvıra para çok ama tarihe nedense yok.Tarih başkentiymişiz güya.
BİR SEN KALMIŞTIN TARİHTEN...
Kadıköyün bütün tarihi yok olmuş ve oluyor... İstanbulun sayılı eserlerinden birisidir Haydarpaşa garı. Denize tam 1100 adet temel kazık çakılarak inşa edilmiştir. Venedikteki binalar gibi anlayacağınız. Helmut Cuno ve Otto Richter adlı iki alman mimarın ortak çalışmaları sonucunda 1906-1908 arasında yapılmıştır. 6 Eylül 1917 gününde içindeki cephaneliğin patlaması sonucu büyük hasar görmüş ve sadece tek bir odası orjinal kalmıştır. 15 Kasım 1974 tarihinde ise petrol yüklü independenta tankerinin patlayarak yanması sonucuda muhteşem vitray camları tuzla buz olmuştu. İşte gene bir Kasım ayı ve televizyonda ünlü saat ustası Mustafa Şem-i Pek in yaptığı o saatin üstünde yangını izlerken içimdeki yangını söndürmek için su içme gereği duydum. Güya restarasyon çalışmaları sırasında alev alan gar yanarken bile tüm ihtişamını koruyordu. Güya restarasyon diyorum çünkü malesef ülkemizde restarasyon hala inşaat işi gibi algılanıp yapılıyor. Floransada bulunduğum yıllarda restarasyonun önemini ve bakış açısını dostlarım sayesinde çok yakından izledim. Onlar bina yapmaktan çok restarasyona önem veriyorlar ve her bir materyali tek tek ele alıyorlar. Floransaya 20 yıl sonra bile gitseniz 1800-1900 arasında döşenen taşlı yollarda ilerlersiniz. Ne bir yeni yapı ,ne bir yeni kaldırım bulursunuz, hele hele çin mermerini hiç göremessiniz. İstanbuldaki değişimi daha uzun uzun tartışacağız, gelin bari isimleride değiştirelim Yeniİstanbul veya yaptımolducity koyalım. Size bol bol resim çekmenizi tavsiye ediyorum , çocuklarımıza, torunlarımıza gösterip Gerçek İstanbulu ve Kadıköyü tanımalarına yardımcı oluruz.
CHP VE HALK...
Cumhuriyet Halk Partisi halka inmeli diyenlerin atladığı bir husus var, hemde önemli bir husus. Nemi o ? CHP zaten halkın partisi ve Türkiye Cumhuriyetini kuranların partisi. Yalnız bazı yöresel yöneticilerinin halktan uzak duruşları veya halkın o kişilerden uzak duruşları neticesinde bu yakıştırmalara maruz kalmış son yıllarda.
Yukarıdaki fotoğraf Kadıköyde referandum öncesinde çekildi. Teyzenin yakasındaki CHP rozeti bir çok kişidekinden daha anlamlı ve zarif durmuyor mu ? Genel başkanımız Kılıçdaroğlunun partiye katılımları arttırdığının ve arttıracağından eminiz. Bunu sokaklarda gezdikçe yaşıyor ve görüyoruz . Bizler artık bazı çekişmeleri bırakarak daha çok çalışmalı ve daha çok halk ile kucaklaşmalıyız. Yapacak o kadar çok iş var ki , zaman bizler için en kıymetli unsur şu günlerde. İnsan merkezli çalışmalı ve üretmeliyiz. Ocak ayı ve yeni bir yıl CHP için çok önemli. 2011 seçimlerinde Tek başına iktidara Kılıçdaroğlu ile çok yakınız, Yeterki inanalım ve çalışalım.
Yukarıdaki fotoğraf Kadıköyde referandum öncesinde çekildi. Teyzenin yakasındaki CHP rozeti bir çok kişidekinden daha anlamlı ve zarif durmuyor mu ? Genel başkanımız Kılıçdaroğlunun partiye katılımları arttırdığının ve arttıracağından eminiz. Bunu sokaklarda gezdikçe yaşıyor ve görüyoruz . Bizler artık bazı çekişmeleri bırakarak daha çok çalışmalı ve daha çok halk ile kucaklaşmalıyız. Yapacak o kadar çok iş var ki , zaman bizler için en kıymetli unsur şu günlerde. İnsan merkezli çalışmalı ve üretmeliyiz. Ocak ayı ve yeni bir yıl CHP için çok önemli. 2011 seçimlerinde Tek başına iktidara Kılıçdaroğlu ile çok yakınız, Yeterki inanalım ve çalışalım.
CHP VE CUMHURİYET...
Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal ATATÜRK , bir şeyi çok iyi biliyordu. Onu korumak ve muhafaza etmek daha da zor ve çetin olacaktı. Bunun için onu en güvendiği kişilere yani gençlere emanet etti. Kurduğu partinin adınada daha ilan edilmemiş Cumhuriyetin adını vermişti. halk fırkası. Çünkü Halk Cumhur demekti daha o zamandan Atatürk fırkaya Cumhuriyet adını vermişti.
Bakın Cumhuriyetin 10. yılı için başılmış olan 1923-1933 kitabında C.H.F Prensiplerinin doğması, yaşaması ve ilerlemesi başlığı altında neler yazıyor...
Cumhuriyet halk fırkası bu sefi 1919 mayısında Anadoluya geçmiş olan büyük Mustafa Kemalin dahi ve kahraman sahsiyetinde bulmuştur. Filhakika yaratıcı şef vatanı kurtarmak için bütün bir milleti tek maksat etrafında toplayarak Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyetini kurduğu zaman
C.H. Fırkasının temellerini atmış bulunuyordu. Bilahare Halk Fırkası adını alan Müdafaayı Hukuk Cemiyetinin o zaman tek bir gayesi vardı: Düşmanı yurttan atarak milletin hakiki istiklalini kazanmak.
....
Bundan tam on yıl evvel 29. Teşrinievvel . 1923 saat 20,5 de Büyük millet meclisinin kabül ettiği bir kanunla Türkiyede CUMHURİYET ilan olundu .Ve büyük reis Gazi Mustafa Kemal ittifakla yeni Türkiye Cumhuriyetinin birinci Cumhurreisi seçildi.
CHP ye bugün daha fazla görev ve dikkat gerekiyor. Çünkü CHP Cumhuriyeti kuran ve onu koruyacak bir parti, dün vazifesi ne ise bugün de aynı.
Bakın Cumhuriyetin 10. yılı için başılmış olan 1923-1933 kitabında C.H.F Prensiplerinin doğması, yaşaması ve ilerlemesi başlığı altında neler yazıyor...
Cumhuriyet halk fırkası bu sefi 1919 mayısında Anadoluya geçmiş olan büyük Mustafa Kemalin dahi ve kahraman sahsiyetinde bulmuştur. Filhakika yaratıcı şef vatanı kurtarmak için bütün bir milleti tek maksat etrafında toplayarak Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyetini kurduğu zaman
C.H. Fırkasının temellerini atmış bulunuyordu. Bilahare Halk Fırkası adını alan Müdafaayı Hukuk Cemiyetinin o zaman tek bir gayesi vardı: Düşmanı yurttan atarak milletin hakiki istiklalini kazanmak.
....
Bundan tam on yıl evvel 29. Teşrinievvel . 1923 saat 20,5 de Büyük millet meclisinin kabül ettiği bir kanunla Türkiyede CUMHURİYET ilan olundu .Ve büyük reis Gazi Mustafa Kemal ittifakla yeni Türkiye Cumhuriyetinin birinci Cumhurreisi seçildi.
CHP ye bugün daha fazla görev ve dikkat gerekiyor. Çünkü CHP Cumhuriyeti kuran ve onu koruyacak bir parti, dün vazifesi ne ise bugün de aynı.
SUADİYE SUADİYE...
Benim size anlatacağım benim eski Suadiyem. Çünkü benden eskisi de var ve hep var olacak. Evimiz şimdiki mark spencerin eski Atlantik sinemasının sokağındaydı; ne güzel sinemaydı Atlantik. Güzel bir film geldimiydi akşam 9.15 seansında, bütün Kadıköy halkı sanki orada olur veya bize öyle gelirdi. 9. Sıra biz sinemanın müdavimlerinin en tercih ettikleri sıraydı , ara boşluğu olduğu için önünüz hiç kapanmaz bembeyaz perdeyi rahatça görürdünüz. Salona girdiğinizde kırmızı deri koltukların kokusunu bugün nerde duysam tanırım. Film başlamadan önce sinemaya asalet veren ağır kırmızı kadife perdelerin gong sesi ile açılmasını büyük bir heyecanla izlerdik. Film arasında satıcının tahta kutuya bozuk para ile vurarak Alaska frigo diye dolaşması dün gibi gözümün önünde. Bu sinema tarihte şaşkınbakkal adının ünlenmesine sebep olan bakkalın, yani kervan geçmez bir yere bakkal dükkanı açılan yerdeydi . Sinemanın adı ise kurucusu Ahmet Koşarın Danimarka ya gemi almak için gittiğinde kaldığı otelin ismi olan Atlantikten geliyor . Sinemanın altında biz çocuklar için rengarenk dükkanlar vardı. Nis pastanesi, Yedikardeşler lokantası, dede şarküteri, Atlantik foto bende en fazla iz bırakanlar. Burada bu müesseseleri isim olarak geçiyoruz ama bunların her biri üstüne bir kitap yazılabilir. Birde sinemanın temizlenmesi için yere dökülen ve fırça ile süpürülen talaşları hiç unutamam , o talaşlar bende hep at hayvanını çağrışım yapardı. Belki buna yazın sinemanın köşesinde bekleyen faytonlar sebep oluyordu. Sinema çıkışında sokak içindeki seyyar arabada şiş ekmek yapan şişçi mustafanın küçük çöp şişlerini en güzel kebapçıda yiyemezdiniz. Ufak ufak doğranmış domatesler ve ev yapımı ayranın tadı bu gün fabrikasyon olan ürünlerde yok. Atlantik sineması dağıldığında Bağdat caddesinde küme halinde insanların neşeli sohbetleri , kestane kokusu ile karışır ve o zaman geliş gidiş olan cadde trafiği hareketlenirdi. Daha sonradan açılan Suadiye sineması ise şimdiki Çarşı mağazasının bulunduğu yerdeydi, yani Atlantiğin tam karşısında. Suadiye sineması Türk filmi oynatır ve Atlantik sinemasına göre daha sönüktü. Belki bunda o zamanlar Atlantikte olan konserlerin payı fazlaydı, Barış mançoyu ilk orada izlemiştim. Suadiye sinemasının O pasajında ise aklımda kalanlar tam sinemanın giriş yönünde bulunan Nezih kitapevi, Buhara et lokantası ve kuaför 9 du. Meşhur berber İbrahimi (kanburu) burada tanımış ve sevmiştik. İki sinemanın arasından geçen Bağdat caddesinde ortada o zamanlar refuz vardı ve karşıdan karşıya geçmek için en uygun alan burası idi. Sinemanın altındaki migros ilk gördüğümüz marketti. Birde mahallemize gelen mağaza şeklindeki migros satış arabaları ve onların içine sinmiş alış veriş kokusu hala hafızamda. Biz şanslı çocuklardık, bakkal, manav, kasap, nalbur gibi dükkanlar bizim çocukluğumuzda Türkiye ekonomisine yön veren esnaftı. Bunlar sanki bizim ailemizden birileri idi, onlar ticari yönlerinden önce bizlerin bakkal, manav, kasap amcaları idi. Sağlık konusunda mahallenin sorumlusu fenni sünnetçi Yılmaz Tortopoğluydu. Her zaman ilk müdahaleyi kendisi yapar onu aşan konularda Numune hastanesine havale ederdi. Hizmet ve yoğunluk bakımından Haydarpaşa numune şimdiki özel hastanelerden daha mükemmeldi. Şimdi bakıyorum da çağımız alış veriş çağı olmuş ve her yer market ve sanal lezzetler merkezleri ile dolmuş.Ama ne lezzeti var nede tadı. Gıdalara katılan maddeler ile koku ve lezzet sanallaşmış durumda. Bizim çocukluğumuzdaki mahalle manavında satılan kırmızı domatesi kestiğiniz anda bütün odayı bir domates kokusu kaplardı. Domatesin tadı kendinden ziyade yeşil çekirdeklerinden gelir , o domatesten yapılan ketçapla yenen makarnanın tadı büyümemeniz için başlı başına bir nedenmiş. Mahallede herkez birbirini tanır mahalle köpekleri bile isimleri ile anılırdı. Bobi ve karabaş bizim mahallenin efsaneleriydi. Hacı ile sarhoşu aynı masada sohbet ederdi. Tek farkı sohbet bittiğinde sarhoş meyhaneye ,hacı camiye giderdi. Fenerlisi ,Beşiktaşlısı beraberce maça gider ,tribünde ayrılılır , dönüşte aynı vasıta ile eve dönülürdü. Kalaycılar sokaklarda dolaşır, yorgancılar yorganları havalandırır , terzilerde eskiler yenilenir, ayakkabılar sinemanın köşesinde boyatılırdı. Çılgınca alış veriş yoktu, babam eve file veya iki kese kağıdı ile gelir ama bugün torbalarca yapılan market alış verişinden daha bereketli olurdu. O zamanlar murat 131 , Renault 12 en lüks otomobildi , onlardan aldığım keyif bu günün en lüks arabasında yoktu. Peki bize ne oldu ? İleri diye nereye gittik ? Modernleşiyoruz derken özümüzümü yitirdik ?
BİR KAP SU, BİR KAP MAMA...
Bu gün 4 Ekim. Hayvanların günü. Etrafınıza baktığınızda o kadar ezilmiş ve size ihtiyacı olan hayvan göreceksinizki siz bile şaşıracaksınız. Bağdat caddesinde son zamanlarda dükkan sahipleri dükkanların önüne iki kap koyuyor. Biri mama biri su , birazda sevgi hayvan dostlarımızın bizden istediği. Bu gün göstermelik bir sürü tören ve konuşma izleyeceğiz. Birde yeni bir ev sahibi olunca veya yeni bir yere taşınınca ilk o bölgedeki hayvanları yok etmek veya başka bölgeye yollamak isteyen sonradan görmeler yokmu . Bu gün o kişilerde o palavra törenlerde törenlerin yağdanlıkları olacaklardır. Oysa o hayvanlar öbür hayvanlardan daha önce o bölgede yaşıyordu, ama paraları olmadığından mülkiyet sahibi olamamışlardı. Elektirikli sandalye ilk 1988 de denendi biliyormusunuz ? Medeniyetin beşiği New York şehrinde hemde.İlk denemede 300 woltluk bir akım ölüme yeterli olmadı. İkinci deneme 400 wolttu yine ölüm gerçekleşmedi ama spazm ve kramplar çoğaldı. Üçüncü denemedede ağızlık parçalandı ve ağızdan köpükler geldi. Dördüncü denemede Dash adındaki köpeğin işi bitmişti. Dashı idam edenler vicdanlarını onun sokakta iki kişiyi ısırdığını söyleyerek rahatlatıyordu.
TEŞEKKÜRLER...
Referandum bitti. Bu konuyla ilgili derin değerlendirmeleri önümüzdeki günlerde yapacağım. Ama kısaca Kadıköy halkı %75 ile Caddebostan mahallesi ise %86 ile hayır dedi.Katılım malesef azdı . Kim kazandıya gelince ilerideki günlerde ortaya çıkacaktır. Bazen insanlar kazandım derken kaybettiğini veya kaybettim derken asıl kazanan olduğunu zamanla anlıyor. Ama bu referandumun asıl galibi yukarıdaki resimdeki hanımefendidir. Solunum cihazı elinde, oksijen maskesi takılı vaziyette oyunu kullanmaya caddebostan ırmak okuluna geldi. TEŞEKKÜRLER , referandumun asıl galibi odur, o başı dik ve onurlu bir şekilde bu ülkede hem iktdarı hemde muhalefeti eleştirebilir. O yastığa kafasını koyduğunda huzurla uyuyabilir. Darısı yaz tatilinden çıkıp da bayram tatilini bahane ederek ne evet ne hayır diyen 365 gün tatil yapanlara.
BİR OY ÜLKE KURTARIR...
Referanduma 6 gün kaldı. Hangi sandıkta ve okulda oy kullanacagınızı lütfen ysk.gov.tr adresinden kontrol ediniz. Oy verirken oy pusulanızı tercihinizi yaptıktan sonra ters istikamete katlayarak mürekkepin ters tarafa bulaşmasını önleyiniz. Oy vermeye giderken Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan`; nufus cüzdanı , resmi daireler veya iktisadi devlet teşekküllerince verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, sürücü belgesi gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmi nitelikteki belgelerden birini başkana vererek seçmen sıra numaranızı belirtiniz. Şeçim tüm yurtta sabah 08:00 ile akşam 17:00 arasındadır. Unutmayın , bir oy bir sandık, bir sandık bir okul, bir okul bir mahalle ,bir mahalle bir ilçe ,bir ilçe bir şehir ,bir şehirde ülkeye büyük hayır sağlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







